Yazılar

Bencillik

Yalanın gereği yok bazı şeyler çok can acıtıyor.
 
İnsanların gereksiz yere acı çekmesi can vermesi canımı çok acıtıyor.
Birkaç kendini bilmez zengin olacak diye insanların karanlığa gömülmesi ve bunun farkında bile olmamaları hatta destekler görünmeleri canımı çok acıtıyor.
İnsanların acımasızlığı canımı çok acıyor. Merhametsizlikleri canımı çok yakıyor.
İnsanların yalan söylemesi, kötü adam konumuna düşmemek için yalan söylediğini dahi anlamadan yalan söylemesi canımı çok yakıyor.


Anarşizm

Bir zamanlar Mülksüzler isimli bir kitap okumuştum. En ideal yönetim şeklini anarşizm olarak resmediyordu. Anarşizm varlığında toplumun en küçük birimi olan aile bile farklı bir düzene ait idi. Bu düzende kafama yatan ve yatmayan özellikler bulmuştum. Günümüz Türkiyesinde bu yönetim şekline anlamsız bir özlem duymaya başladım. Canımız sıkıldaydı duygusallık arka planda olsaydı insan ilişkileri daha robotik olsaydı da İNSANLAR ÖLMESEYDİ!!!! Benim gibi düşünen daha yüksek bir ideoloji kisvesi altında gerçekleştirilen katliamları kabul edilemez gören nice insan var. Çünkü hayat, can birinci sırada olmalı. Maalesef ülkemizde ve dünyamızda bırakın canlının değerini insan hayatı bile ön planda değil. Böyle zamanlarda Mülksüzleri okuduğumda yaşadığım aydınlanmayı hatırlıyorum fakat ne fayda. Ben burada bu satırları yazarken canlılar akıl almaz eziyetlere maruz kalıyor. YÜREK OLAN YANAR.


16da astral seyahat

Geldi bir an kendimi ne yapacağımı bilememe dalgası dedim yak bir sigara sonra durdum yok dedim çıkar bir kalem. Seksen neslinin lise aşkları üzerinde düşündüm bugün. Aşkı en saf anlamıyla yaşıyormuşuz. Sessizce platonikçe her bakışa inanılmaz anlamlar yükleyerek hiç tam olarak itiraf etmeden hiç karşılık beklemeden yaşardık ve hiç bitmezdi. Sadece o insanı düşünmek hayal kurmak dünyanın en mutlu edici olayıydı. Yetişkinlikteki hayalkırıklıkları karşılık beklemeye başladığımız için belki de... 


Verimsizlik

Insan varlığından habersiz olduğu bir şeyin hayat boyu özlemini çekip istediğinden bile haberi olmadığı bir şeye hasret duymaya başlayabilir mi? Bu özlemler hasretler midir boşluk duygusunu tetikleyen yoksa boşluğun varlığı mıdır bunları tetikleyen? İçinde bulunduğumuz yalnızlık seçimimizdir öyleyse ben yalnızlığı seçiyorum. Bu haldeyken beni dinleyecek insanlar varken susmayı tercih ediyorum veya beraberken susabileceğim insanlara elimi uzatmıyorum. Öyleyse bunu ben seçtim. Babasız büyümeyi seçmedim ama bana yaptıklarını kabullenmeyi seçtim.


Olgunlaşma ibareleri

"Ben seni kırmam" dedi. Varımı yoğunu önüne serdiğim insanlar bu sözü bana veremedi. Daha eli elime değmeden bana ben seni kırmam dedi. Tatlı-acı bir hüzün ve ardından gözyaşları geldi... Ne kadar basit bir cümle gibi görünüyor ve söylenmese de bana hissettirilen bir cümleydi mutlaka ama yine de dünyalar benim oldu.